H.G Wells-Dünyalar Savaşı: Dünyayı Kaosa Sürükleyen İlk Kitap

Kitle iletişim araçları içerisinde toplumlara en hızlı ve yaygın biçimde ulaşan iki elektronik araç bilindiği üzere, radyo ve televizyondur. Radyo, mesajı (iletiyi) elektronik yolla, yalnızca ses olarak iletirken, televizyon hem ses, hem görüntü olarak iletir.
Radyonun teknolojik bir olgu olarak ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarına rastlar. Radyo temel olarak sese dayanan bir elektronik olgudur. Radyo yayınının temeliyse telsizdir.
Radyo yayınının tanımı, sesin elektromanyetik dalgalar yolu ile boşlukta yayılması ve bu dalgaların bu amaç için geliştirilmiş özel alıcılar (radyo alıcıları) yolu ile alınarak sese çevrilmesi ve kamunun hizmetine verilmesi olarak yapılabilir.
Radyo yayınlarının topluma sunulması 20. yüzyılın ilk çeyreğinde olmuştur. Ancak radyo dalgalarının bulunuşu, uygulaması, radyo alıcısının geliştirilmesi gibi çalışmalar için daha gerilere 1860 lara bakmak gerekir. (Radyo Yayıncılığı_Prof.Dr.Aysel Aziz) 
Lakin işimiz radyonun tarihini sizlere anlatmak değil, yoksa iş uzar.

Yine de şunları demekte yarar var:

Elektronik dalgaların sese dönüşebilirliği çalışmasını ilk yapan İngiliz James Clerk, bu dalgaları sese dönüştüren ise Alman Heinrich Hertz oldu. Geriye bu dalgaların iletilmesi kalıyordu ki, bunu da yapan İtalyan Marconi oldu. Marconi'nin amacı, Mors kodlu mesajları bir noktadan başka bir noktaya kablo kullanmadan aktarmaktı. Böylece telsizi buldu. Marconi bu buluşuyla Amerika'ya davet edildi ve ilk defa Amerika'da sesin kıtalar arası dolaşımını sağladı. Yıl 1907 idi. Ses gökyüzünde idi. Bunun ardından Fransız Lee Forest ise vakum tüpünü geliştirdi, ses sinyallerinin devamlılığını sağladı. Bu, radyo yayıncılığının başlangıcı oldu. (Radyo Yayıncılığı_Prof.Dr.Aysel Aziz)

Derken radyo stüdyoları kuruldu, her yere alıcılar çakıldı. 
Şimdi...

Bir radyo programı düşünün. Sonra o radyo programının, insanların dünyayı marslilarin bastığını sanmasına ve sokaklara dökülmesine, kafayı yemesine, marslı avına çıkmasına, korkudan intihar etmesine neden olduğunu düşünün. Korkunç değil mi? Evet, korkunç ve gerçek. Bir gerçek daha var ki, o radyo programı bir radyo tiyatrosuydu. 

15 Şubat 1924 tarihi radyo oyunlarının veya diğer adıyla arkası yarınların başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir. Bugün (2022 yılında) yaşı 50'ye yakın olan herkes arkası yarın kelimesini duyar duymaz geçmişe gider, tatlı anıların içinde kaybolur. Çünkü o yıllar, henüz televizyon yayıncılığının başlamadığı, insanın radyonun içinde sanıldığı şaşkın ve tatlı yıllardır.

Peki ama bir radyo tiyatrosu insanları kaosa sürüklemeye nasıl sebep oldu? 
Orson Walles, H.G. Welss'in "Dünyalar Savaşı" adlı eserini CBC (Colombia Broadcasting System) radyoda Cadılar Bayramı Özel Programı için yayına hazırlar. Ve program 30 Ekim 1938'de yayınlanır. Program radyo tiyatrosu olduğu için çok fazla dinlenen bir program değildir, ama müdavimleri yok da denemez. Programı rast gele açanlar, dinledikleri programın bir radyo tiyatrosu olduğunun farkına varmaz; arada ve sürekli dinleyenlerse bir radyo tiyatrosu dinledileri gerçeğini unutur. Çünkü sebebi programın formatı ve anlatıcı, Orson Walles'in, anlatısının inandırıcılık seviyesidir. 
Oyun ilk başta ciddi bir tartışma progmı gibi başlar ve devam eder. Sunucu sorar ve konuk profesör cevap verir. Arada müzikler çalınır. Klâsik bir şekilde sunucusu, konuğu olan adyo programı havası vardır. Derken işler değişir, çünkü bir anda programa bir muhabir bağlanır, Marslilarin dünyaya indiğini, istilaya başladığı haber verir. 

İşte bu bağlantı her şeyi değiştirir. 
Ardından sürekli yayına bağlanan muhabirler, siren sesleri, çığlık sesleri, bomba sesleri, bağırışlar, çığırışlar derken iş çığrından çıkar ve insanlar sokaklara dökülür.

İzleyenler hatırlsyacaktir, Tom Cruise'un başrolünde oynadığı Steven Spielberg'in yönetmenliğini yaptığı aynı adla uyarlanan filmde de insanlar bir anda dünyayı marslilarin bastığını sanarak korkuya, telaşa kapılır, kaçışmaya başlar. Bazıları da silahını kaptığı gibi uzaylı avına çıkar. Amerika ve orada bunun olduğunu duyan dünya bir günlüğüne kaosun içine girer. Taa ki Amerikan ordusu olayı fark edip de radyo binasını basıp, sunucuya bunun bir oyun olduğu anonsunu yaptırana kadar. O anonsu vermeden evvel şunu eklemek gerekir ki, o olayda birçok insan kafayı yedi, kayboldu, korkudan intihar etti, korkudan eline silah alıp uzaylı avına çıkanlarca uzaylı sanılarak öldürüldü. Dünya o gün, bir kitabın vedahi bir radyo programının gücüne şahit oldu. 

Dünyalar Savaşı'nin sonunda Orson Walles'in yaptığı kapanış anonsunu Kıvanç Nalca'nin "Dünya Tarihinin İlk Radyo Oyunları" eserinden sizlere vereyim. Anons şöyledir;

Orson Welles: Ben Orson Welles, bayanlar, baylar emin olun, "Gezegenler Savaşı" bizlerden sizlere sunulmuş bir tatil ikramı olmak dışında bir olağanüstünlüğü, başka bir anlamı ve önemi yoktur. Merküri Tiyatrosu bu orijinal tiyatro uyarlamasıyla, başına bir çarşaf geçirip çalıların arasından aniden önünüze fırlamış ve "BÖÖÖ" ödemiştir.
Bu saatten sonra sizi şaşırtmak için camlarınıza sabun sürecek, çitlerinizi çalacak halimiz yoktu, o yüzden de elimizden gelen ikinci en iyi şey yaptık. Kulağınızın dibinde bütün dünyayı ortadan kaldırdık; hatta CBS radyosunu da darmadağın ettik. Umarım her ikisinin de hala ayakta olduğunu ve işlediklerini duymak sizi rahatlatıyordur.
Öyleyse sağlıcakla kalın ve bu gece aldığınız dersi hiç değilse birkaç gün aklınızda tutmaya çalışın. Oturma odalarınıza davetsizce konuk olan, sinsi sinsi sırıtan, ışıltılı yuvarlak nesne balkabağı diyarından gelmektedir; yani eğer kapınız çalınır da kapınızı açtığınızda kimseyi göremezseniz bilin ki gelenler Marslilar değildir, parası çalan Cadılar Bayramıdır. (Kıvanç Nalça- Dünya Tarihinin İlk Radyo Oyunları)
Orson Walles'in uyarlamayla yaptığı bu yayın tartışmasız radyoculuk tarihinde en başarılı ve en etkili radyo oyunu yapımıydı. 
H.G Wells kitabı bu yapılan programdan 40 yıl önce yazdı. Yani kitap 1898'de yayınlanırken program, başta da dediğim gibi, 1938'de yayımlandı. Bu da şunu gösteriyor ki, kitap ve program arasında kocaman 40 yıl var. Yani kitap, bu kırk yılda çok okunmamış. Okunsa idi belki biri çıkar ve "Yahu sakin olun bu gerçek değil, bu bir kitap' derdi. Kaldı ki radyo tiyatrosu dinlediğini bile unutan bu insanların o kitabı okusa bile böyle bir şey demeyeceği de aşikar. Günümüzde dahi insanlar bir konuya ortada dahil olup ne olduğu bittiğini anlamadan, konuşulan konuya kendini vermeden, dinlemeyi bilmeden hareket ediyor. Bu da yanlış anlamalarin başı. Önce dinlemeyi bilmeli. O yüzen kişi ne dinlediğine ve anlatıcıya, yani konuşana saygıyla kulak vermeli. 
Salih'in Bir Anda Biten Hikayesi adlı kitabımda da dediğim gibi, "Saygı, insanlar arasındaki sınır çizgisidir."
Hepinize saygılar sunarım. Okuyan aklınıza sağlık. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nietzsche'nin Kırbaçlanan Ata Ağlayışı

Kerb (Sıkıntı) Bela - Kerbela