Nietzsche'nin Kırbaçlanan Ata Ağlayışı

Tarih 3 Ocak 1889. Nietzche Torino’da, Via Carlo Alberto’daki 6 numaralı kapıdan sokağa adımını atar. Yürürken az ilerisinde bir manzara görür ve kalakalır. Bir fayton sürücüsü, inatçı atına söz dinletemiyordur. Faytoncunun bütün baskılarına rağmen, hareket etmeyi reddediyordur at. Sonra, faytoncunun sabrı taşar ve kırbacını eline alıp atı öldüresiye kırbaçlamaya başlar. Nietzsche, orada biriken kalabalığın arasına dalar ve birden atın önüne atlayarak öfkeden köpürmüş faytoncunun acımasız eylemini sona erdirir. Kollarını atın boynuna dolayıp hıçkırarak ağlamaya başlar ve baygınlık geçirir. Olaya şâhit olan diğerleri, Nietzsche’yi evine bırakırlar. İki gün boyunca bir divanda hareketsiz ve sessizce dinlenir Nietzsche. Tâ ki son sözlerini mırıldanıncaya dek: “Mutter, ich bin dumm!” (Anne, ne aptalım!) Ve hayâtının kalan son on yılını, uysal ve delirmiş bir şekilde annesinin ve kız kardeşlerinin himâyesi altında geçirir. Atın âkıbeti hakkında ise hiçbir şey bilmiyoruz…
Nietzche, burada kırbaçlanan atın çektiği acının aynısını çeker. Bu acı ata merhamet duymak değil, kendini kırbaçlanan atla özdeşleştirmektir. Zira kırbaçlanan at insanoğlunun ta kendisidir. Çünkü insanoğlu da taşıyamayacağı kadar büyük bir yükün altındadır. Varoluş yükü. 
Her insan dünyaya gelir ve gidene kadar kendi olmaya çalışir. Oysa çevre insanın kendi olmasına, doğasında olan varoluş sancısını yaşamasina ve kendini bulmasına izin vermez. Bu sebeple de gerek maddi gerek manevi olarak prangalar ile yaşar, gider. Çoğu insan varoluşunun eksikliğiyle dünyaya elveda der. İşte bu at kendi olmaya çalışırken buna izin verilmeyen insanoğludur. 
Nietzsche, bunun farkında olan, varoluş sancısını derinden yaşayandır. Bu sebeple ki atı görür görmez kendini onun yerine koymuş, ağlamaya başlamıştir. Çünkü o kendini aşma, kendini var etme çabasında olan bir düşünürdür. Nietzsche, kendisini aşarak üst-insana, neredeyse eksiksiz denebilecek bir varoluşa ulaşmak ister. Ona göre üst-insan güçlü insan değil, tam aksine kendi varlığının bütün imkânlarını gerçekleştirmeye çalışan insandır. Tam ve eksiksiz var olmak. Bu şekilde dünyâdaki uygunsuz ve eğreti varlığının sınırlılığını ve kısıtlarını aşacak, tam ve mükemmelen kendisini gerçekleştirecektir. Ne var ki koşullara ve düzene ayak uyduramadığından bunu tam olarak başaramaz. Nietzsche, kırbaçlanan ata ağlarken bir yandan da kendi acılarına, kırbaçlanan, kendi olamayan, olmasına izin verilmeyen insanoğluna ağlamaktadır.
Empatide Niezche gibi olmalı. Kimse çekmediği acının empatisini kurmaz. Şöyle de diyebiliriz; herkes acı başına gelene kadar diğer acılara karşı üç maymunu oynar ve bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın der. Oysa empati kendin olabilmenin başlangıcı. 
Ne mutlu empati kurabilenlere. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

H.G Wells-Dünyalar Savaşı: Dünyayı Kaosa Sürükleyen İlk Kitap

Kerb (Sıkıntı) Bela - Kerbela