"Akıllı" At (Hans) Olayı Nedir?
Her evcil hayvan sahibi evcil hayvanının zeki olmasını ister ve ona çeşitli eğitimler verir. Bunun yanında birçok sahip evcil hayvanının bazı becerileri olduğunu fark eder ve dahi bunu iddia eder, kanıtlamak ister.
Takvim yaprakları 1900’lü yılların başlarıydı. Wilhelm Von Osten adında Alman bir matematik öğretmeni de atının biricik becerilere sahip olduğunu düşünüyordu. Bu at, bazı matematik işlemlerini (dört işlemi, kesirli sayılarla işlemi) başarı ile cevaplıyor, alfabeyi biliyor, zamanı gösterebiliyordu. At o denli başarılıydı ki, Osten atına “Akıllı Hans” adını verdi.
-Frenoloji, kişinin kafasının şeklinden onun karakterini, kişiliğini ve suça yatkınlığını belirleme iddiasında olan bir teoridir. Alman doktor Franz Joseph Gall tarafından 1800'lerde geliştirilmiş (Vikipedia)-
Frenolojiye, yani bir kişinin zekasının, diğer şeylerin yanı sıra, kafa şekli ve büyüklüğü ile belirlenebileceği inancında oldukça takıntılı olan Von Osten, hayvan zekası ile ilgili çalışmalarına üç farklı hayvanı eğiterek başlamıştır. Bunlar bir kedi, bir ayı ve bir at idi. İlk ikisi pek iyi sonuçlanmasa da Hans, yani at, Von Osten’i mahçup etmedi.
Hans’ın bir tahtaya yazılmış sayıları tanıması işin başlangıcı oldu. Hans, 10 sayısından az herhangi bir sayıyı tanıyor gibiydi. Sayı kendisine gösterildiğinde toynaklarını gördüğü sayı kadar yere vuruyordu. Von Osten bu ilerlemeden aldığı cesaretle atı daha fazla test etmeye karar verdi. Böylece atını, sembolleri tanıma ve temel matematik problemlerini (dört işlem) çözme üzerine eğitmeye başladı. Zamanla at, kendisine sorulan sorulara her seferinde doğru cevapları veriyordu. Şaşırtıcıydı. Von Osten atının bu becerisi karşısında şaşkın ve büyülenmişti.
Osten eğitimin çemberini iyice açmaya karar verdi. Derken, ata dört işlemin ötesinde kesirleri, köklü sayıları öğretti. Devamında hızını alamayıp alfabeyi öğretmeye başladı. A harfi için bir kez, B harfi için iki kez biçiminde ayağını yere vurarak cevap veren Akıllı Hans alfabeyi de öğrendi. Hans ayrıca yanıtı “evet” veya “hayır” olan herhangi bir soruyu da yanıtlıyordu. Atın kafasını bir kez sallaması “evet”, sürekli olarak sağa sola sallamasıysa “hayır” anlamına geliyordu.
Durum oldukça hayran bırakıyordu. İyi de ata hayran olan neden sadece eğitmeni olsun ki?
Bunun üzerine von Osten kamu önünde gösteriler düzenlemeye başladı. Atın adı duyulmaya ve ünü Avrupa kıtasında artmaya başladı. En sonunda olan oldu ve atın bu yeteneği şüphecilerinin de ilgisini çekmeye başlayacaktı.
Bir gün Dr Oskar Pfungst adlı bir psikolog atı incelemeye geldi. Yaptığı ilk şey hem atın hem de eğiticisinin gösterisini izlemek oldu. Von Osten bir soruyu karton üzerine yazıp ata gösteriyor, sonra geri çekilerek atın yanıtını bekliyordu. Diğer yandan Dr. Pfungst’un gözlediği gerçek de şuydu: atın eğiticisi sorunun yanıtı konusunda ata herhangi bir ipucu vermiyordu. Ayrıca Akıllı Hans eğiticisinin yokluğunda bile soruları doğru yanıtlıyordu. Yani zeki gibiydi. Mi acaba?
Evet Dr. yine de şüpheciydi. İçinde onun ata "akıllı" demesini engelleyen bir şey vardı. Bu engelin ne olduğunu bulmalıydi...
Dr Oskar, Hans için b bir dizi deney düzenledi. Önce deneylerin yapılacağı bir çadır kurdurdu. Bunun birincil amacı, Hans’ı dikkat dağınıklığından korumaktı. Daha sonra Hans’a sormak için bir soru listesi hazırladı. Pfungst sorgulama sırasında bazı çevresel faktörleri değiştirmeye başladı.
Deneyleri sonucunda Pfungst bir şey fark etti, Hans soruyu soran kişinin çözümü bilmediği yerlerde cevapları yanlış veriyordu. Profesör başka bir şey denedi, Hans’ın soruyu soran kişinin yüzünü görmesini engelledi. Hans soruları yine yanlış yanıtlamaya başladı. Yani ata gerekli olan tek şey soruyu yazan kişi ve yanıtı bilen bir kişiydi! Anlaşıldı ki Hans, doğru bir cevaba ulaşmak için soruyu soran kişinin yüzündeki küçük ayrıntıları okuyordu ve toynağını ona göre yere vuruyordu. Yani atın asıl yeteneği kişinin mimiklerini okuyor oluşuydu.
Sonuç olarak Pfungst’un deneyleri, Hans’ın bir dahi olmadığını kanıtladı ve atın popülaritesi gün gün azaldı. Yine de Wilhelm Von Osten asıl amacını kanıtlamıştı. Hayvanların, insanların zannettiğinden çok daha fazla bilişsel yeteneğe sahip olduğunu göstermişti. Hans matematik yapamıyordu veya alfabeyi bilmiyordu. Ancak insanın beden dilini okuyabiliyordu.
Pfungst, araştırma sonuçlarını 1909 yılında yayımladı ve buna da "Akıllı Hans Etkisi" adını verdi.
Dipnot: Atın sahibi Osten ise bilim adamının bulgularına"saçmalık" diyerek atıyla Avrupa'yı gezmeye, gösteriler düzenlemeye karar verir, yapar.
Yorumlar
Yorum Gönder