Ana içeriğe atla

Yazmak!


YAZMA TUTKUMA DAİR
(BEN KİMİM?)

Dostoyevski bir dergi için “Timsah” adlı bir öykü yazarken dergi kapatılır,öykü yarım kalır. Bu öyküyü okuduktan sonra arkasında yazan kapak notu beni oldukça etkiledi. Şöyle diyordu: "Bu öykü yazar olmak isteyen, içinde yazma tutkusu barındıran, bunun farkında olmayan kişilere yeni bir pencere açıyor." İlk defa kalemi elime aldım, bu öyküye bir son yazdım. Çünkü "Yazmasam Ölecektim!" Bu söze aşağıda değineceğim. Neyse, devam edecek olursam. Daha sonra kendimce şiirler, öyküler yazmaya başladım.Okudukça yazma isteğim de aynı anda artarken edebiyatın benim için bir oksijen alanı olduğunu fark ettim. Derken üniversite birinci sınıfta ilk eserim "Özgür Kelebek"i o zamanın küçük bir meblağsıyla bastırarak edebiyat alanına giriş yaptım. İkinci eserim "Salih'in Bir Anda Biten Hikayesi" mezun olduktan bir yıl sonra ücretsiz olarak raflardaki yerini alırken ben ücret vermeden kitap bastırmanın hayal olacağını düşünürdüm. Lakin çalışmamın,verdiğim emeğin karşılığını almıştım. Çoğu insanın okuduktan sonra "Oğuz Atay" tadını alıyoruz demesiyse mutluluk nirvanam oldu. İlk kitaptan bu vaktece birçok dergide,fanzinde öyküler kaleme aldım ve almaktayım. Yazın alanında emek vermeye devam ediyorum. Çünkü ben yine o ilk hissin içindeyim. Edebiyat benim için bir oksijen alanı.


Sait Faik ve “Yazmasam Ölecektim!” 

Sait Faik’in ‘Haritada Bir Not’ adlı öyküsündeki bir cümle bugün bir klişeye dönüşmüş vaziyette. “Yazmasam deli olacaktım!” Ağızlarsan düşmeyen replik gibi. Lakin bu cümlenin birkaç cümle öncesini pek kimse hatırlamaz. Neden? 
Şöyledir: Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? 
Esas önemli olan burası. Bence. Çünkü Sait Faik’in “Yazmasam deli olacaktım!” noktasına varışı ilginçtir. Orada mealen der ki: “Dünyanın karmaşasından, hayhuyundan, hırsından sıkılıp bu balıkçı köyüne dönüp geldim; bu dürüst, bu namuslu insanlar arasında yaşanmaya karar verdim.” Bunu dediği anda teknelerle balıktan dönen balıkçılar vardır. Bir tane de işsiz güçsüz bir adam var orada, yardım etmeye gelmiş. Belki biri bir balık verir beklentisi içinde. Hiçbir balıkçı balık filan vermiyor. Üstüne üstelik “Onu biz çağırmadık, gel bize yardım et demedik ki,” diyorlar. Düşünebiliyor musunuz bu sahneyi? İşte bu sahne, bu hal, bu vaziyet yazarı derinden etkileyip üzüyor. Kısacası, o çok dürüst, pek namuslu olmalarını arzu ettiği Adalılar bile saf, temiz, merhametli çıkmayınca anlatıcı hayal kırıklığına uğruyor. Anlatıcının hayat felsefesine göre bu işsiz güçsüz adama birinin bir balık vermesi gerekiyor. Olması gereken de budur. Nihayet Sait Faik işte tam bu esnada, “Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım,” diyor. Benim edebiyat algım budur. Sadece “Yazmasam deli olacaktım!” cümlesini kullananlar, bana kızarlar belki ama bu bir gerçek, işin artistliğindeler. Ne Sait Faik, ne de bir başka değerimiz artist olma derdindeydi. Gördükleri, etkilendikleri şeyler üzerine yazdılar hep. Onların edebiyatta kariyer yapmak gibi bir hedefleri yoktu; ben de hala onların kafasındayım.  


Yazım Aracı 

Ernest Hemingway çoğunlukla kalemle yazmayı tercih ediyordu. Hemingway bir yazısında bunu şöyle dile getirmşti: 
“Kalemle yazdığınızda okura vermek istediğinizi alıp almadığını görmek için üç farklı şansınız olur. İlki yazdıklarınızı tekrar okursunuz ve okuduktan sonra daktiloya alırken yazdıklarınızı geliştirmek için bir şansınız daha olur ve yazım hatalarını giderirken bir kez daha. İlk yazımızı kalemle yapmak, yazdıklarınız geliştirmek için size üçte bir daha fazla şans verir.” 

Hangi yazarın hangi yazım aracını tercih ettiği önemli bir konu elbette. Ama bu içinde bulunduğumuz çağla alakalı olan ve kişinin bu çağa ait araçlarla ne kadar içli dışlı olduğundan çok onlara hangi konuda nasıl baktığıyla alakalı. Mesela Hemingway daktilo çağında olsa da hala kalemle yazan biriydi. Ben teknolojinin her geçen gün geliştiği bir çağdayım ama ben de önce kalemle yazarım. Çünkü kalemle yazarken sadece yazarsın oysa daktilo ya da bilgisarda yazarken öyle rahat olamam. Mesela harf ararken sinirlenebilir ve yazacağını da unutabilirim. Ama kalemle yazdıktan sonra bilgisayara geçirmek yazdılaeımı düzenleme şansı da verir. Bu benim için önemlidir. Temize çekmek işlemidir bu. Sontrasında baştan okuma ve düzenleme. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nietzsche'nin Kırbaçlanan Ata Ağlayışı

H.G Wells-Dünyalar Savaşı: Dünyayı Kaosa Sürükleyen İlk Kitap

Kerb (Sıkıntı) Bela - Kerbela