Kayıtlar

Kerb (Sıkıntı) Bela - Kerbela

Resim
 -ZALİMİN ZULMÜNE BİR DİRENİŞTİ KERBELA-  Size iki şey bırakıyorıum: Biri Kuar’an-ı Kerim diğeri ise Ehl-i Beyt’im." / Hz Muhammed (s.a.v.) Adem Aleyhisselam dedi : “Ya Rabbi! Beni kudret eline yarattın. Cemalimi kendi cemaline benzettin. Kendi ruhundan bana ruh verdin.”  (Emrullah Eraslan- Gerçek Tarihiyle Kur’an’da 32 Peygamber ve İslam Dini) Tarih boyunca Allah yolunda ve gerçek islamı idrak edip o yolda yürüyenlerin hayatları hakkı olmayan kişilerce onlardan alındı. Allah’ın verdiği canı Allah'tan başkasının -her ne sebeple olursa olsun- alması hak mıdır? Örneğin; şerri hukuka göre bir insan hırsızlık yaptığında yeniden yapmasın diye hırsızlık yaptığı parmakları, eli veya kolu kesilir. Bu adil ve olması gereken mi? Modern hukuku önemli kılan da bu soru. Bir insanın hayatını almak bir başka insan veya insanlara hak mı? Galiba değil. Hayır, kesinlikle hak değil. O halde hapis cezası en iyi olandı. Burada işim hukuk dersi vermek değil. Zaten hukukçu da de...

Hıdırellez : Ruz-I Hızır (Hızır Günü)

Resim
Hıdırellez : Ruz-I Hızır (Hızır Günü) Hızır ile İlyas kimi kaynaklarda farklı iki kişi kimi kaynaklarda ise aynı kişiler ve İlyas zamanla Hızır adını alıyor. Hatta Allah'ın yardımıyla doğuya seferler düzenleyen Zülkarneyn'ın da kardeşi olduğu düşüncesi vardır.  İşin özü Hıdırellez, Hızır ya da İlyas veya Hızır ile İlyas'ın öyküsü. Çünkü kaynakların çoğu Hıdırellez gününü ikisinin buluştuğu gün olarak anlatır. Çok eskilere dayanan, kelimenin tam karşılığı ile, kadim bir öyküdür. Dilden dile, ağızdan ağıza aktarıla aktarıla günümüze gelmiş bir öyküdür. ° Rivayet odur ki Hızır ile İlyas iki kardeştir. Bir sefer esnasında yollarını kaybederler ve çağıl çağıl akan bir derenin yanına gelirler. Karınlarını doyurmak için çıkınlarından kurutulmuş balık çıkarırlar ve derede yıkayarak yemeye hazırlanırlar. Ama kuru balık suya girince birden canlanır, ellerinden kayar gider. Hızır ve İlyas böylece ab-ı hayat suyunu bulduklarını anlarlar. Bu sudan içtikleri sırada bir m...

EN KANLI SAVAŞLAR

Resim
EN KANLI SAVAŞLAR        Siyasi, dini, etnik, ekonomik sebeplerle başlatılan isyanlar, savaşlar ve sonucunda geri getirilemeyecek olan milyonlarca can, canlı.  1 – AN LUŞAN İSYAN (755-769)      Çin’de -Tang Hanedanı döneminde- Türk General An Luşan’ın Kuzey Çin’de kendi hanedanlığını ilan etmesiyle başlayan ayaklanmadır. İsyan 16 Aralık 755 Şubat ayında başlamıştır ve üç Tang hanedanı boyunca, 769 yılına kadar, sürmüştür. İsyan, Tang hanedanı yandaşları ve ona karşı olanların Genaral Luşan’ın yanında yer almasıyla büyürken bu durum toplumda büyük bir kargaşaya ve huzursuzluğa neden olmuştur. Hatta Göktürkler bile General’in yanında yer almışlardır. Bu isyanlar Tang Handenalığını gün geçtikçe zayıflatmış ve handeanlığın toprak kayıpları başlamıştır. Uygurlar bu isyanı fırsat bilip doğu steplerde bir Türk devletinin temelini atmış ve kurmuşlardır. Gittikçe zayıflayan Tang Hanedanlığı Araplar ve Karluk Türklerine karşı verm...

TARİHİN SAYFASINDAN 8 KÖTÜ İNSAN

Resim
TARİHİN SAYFASINDAN 8 KÖTÜ İNSAN 1- Adolf Hitler        Hitler… Almanya’nın “efsanevi” Führer’i… Hitler… dünyanın Dracula’sı…                 Hitler hakkında herkes ufak da olsa bir fikir sahibidir. Bundan dolayı hayatına dair pek detaya inmeyeceğiz. Yalnızca bu şahsiyetin neden bu listede olduğundan bahsedeceğiz.          Adolf Hitler... 1934 yılından ölümüne kadar Almanya’nın Führeri olan Hitler, kesinlikle tarihin akışını değiştiren bir devlet adamıdır. Hitler, II. Dünya Savaşı‘nın sonucu olarak MİLYONLARCA insanın ölümüne sebep olan, acımasız bir devlet adamı, diktatördü. O, bin yıldan uzun sürecek bir imparatorluğun hayalini kurdu. Gelin görün ki, ne bu hayali gerçek oldu ne de yönetimini devraldığı Almanya ortada kaldı. Hitler bu hayalin peşinden giderek ülkesinin ve dünyanın tarihine kara bir leke sürdü. Alman ırkını en üstün ırk olarak görüyordu. Onun tarifine uyan...

Nietzsche'nin Kırbaçlanan Ata Ağlayışı

Resim
Tarih 3 Ocak 1889. Nietzche Torino’da, Via Carlo Alberto’daki 6 numaralı kapıdan sokağa adımını atar. Yürürken az ilerisinde bir manzara görür ve kalakalır. Bir fayton sürücüsü, inatçı atına söz dinletemiyordur. Faytoncunun bütün baskılarına rağmen, hareket etmeyi reddediyordur at. Sonra, faytoncunun sabrı taşar ve kırbacını eline alıp atı öldüresiye kırbaçlamaya başlar. Nietzsche, orada biriken kalabalığın arasına dalar ve birden atın önüne atlayarak öfkeden köpürmüş faytoncunun acımasız eylemini sona erdirir. Kollarını atın boynuna dolayıp hıçkırarak ağlamaya başlar ve baygınlık geçirir. Olaya şâhit olan diğerleri, Nietzsche’yi evine bırakırlar. İki gün boyunca bir divanda hareketsiz ve sessizce dinlenir Nietzsche. Tâ ki son sözlerini mırıldanıncaya dek: “Mutter, ich bin dumm!” (Anne, ne aptalım!) Ve hayâtının kalan son on yılını, uysal ve delirmiş bir şekilde annesinin ve kız kardeşlerinin himâyesi altında geçirir. Atın âkıbeti hakkında ise hiçbir şey bilmiyoruz… ...

Bay C (Nam-ı Diğer Aylak Adam)

Resim
                             " Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi."                    Bir adı bile olmayan, yazarının sadece C diye tanımladığı bir karakter. kitabın arka sayfasını okuduğunuzda onunla ilgili biyografi bilgisini birebir yansıtan bir karakter. Her şeye "karşı" duran, tekdüze hayata, alışılmışlığa dayanamayan ve bir o kadar da huysuz, sıkılgan, mutsuz bir karakter. En önemli özelliğiyse "Aylak Bir Adam" olması. Etrafta boş boş gezenler için kullanılan aylaklık terimi onun üzerinde leke gibi durur. O nun aylaklığı seçilmiş aylaklık.                     Bay C, yani Aylak Adam bir arayış içerisindedir. O da saf, hakiki sevgiyi aramaktır. dünyada katlanılacak tek  şeyin sevgi olduğunu düşünen bir adam....

H.G Wells-Dünyalar Savaşı: Dünyayı Kaosa Sürükleyen İlk Kitap

Resim
Kitle iletişim araçları içerisinde toplumlara en hızlı ve yaygın biçimde ulaşan iki elektronik araç bilindiği üzere, radyo ve televizyondur. Radyo, mesajı (iletiyi) elektronik yolla, yalnızca ses olarak iletirken, televizyon hem ses, hem görüntü olarak iletir. Radyonun teknolojik bir olgu olarak ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarına rastlar. Radyo temel olarak sese dayanan bir elektronik olgudur. Radyo yayınının temeliyse telsizdir. Radyo yayınının tanımı, sesin elektromanyetik dalgalar yolu ile boşlukta yayılması ve bu dalgaların bu amaç için geliştirilmiş özel alıcılar (radyo alıcıları) yolu ile alınarak sese çevrilmesi ve kamunun hizmetine verilmesi olarak yapılabilir. Radyo yayınlarının topluma sunulması 20. yüzyılın ilk çeyreğinde olmuştur. Ancak radyo dalgalarının bulunuşu, uygulaması, radyo alıcısının geliştirilmesi gibi çalışmalar için daha gerilere 1860 lara bakmak gerekir. (Radyo Yayıncılığı_Prof.Dr.Aysel Aziz)  Lakin işimiz ra...